Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "Death At a Funeral 2007"
\
NBC’nin pek eşi benzeri olmayan (İngiliz orijinali hariç tabii) sit-com dizisi The Office, adı üstünde bir ofiste geçen günlük hayatı anlatıyor. 3. sezonu sürmekte olan dizide, ofis ortamı ile ilgili bir belgesel hazırlanıyor ve biz olaylara o kamera aracılığıyla bakıyoruz. Yeri geliyor, kahramanlarımızdan biri oturup kameraya özel olarak bir şeyler söylüyor. Ara sıra kameraya bakıp göz devirenler, başını sallayanlar oluyor. Bu hareketlerin çoğunun hedefi ise ofisimizin müdürü Michael (Steve Carell).

Evet, Dunder Mifflin kağıtçılığın Scranton, Pennsylvania ofisinin müdürü Michael Scott, insana saç baş yolduran, her hareketiyle “neden ama neden” dedirten ve davranışlarıyla sadece kendisini değil bizi de utanç denizlerinde sürükleyen bir karakter. Michael, işini inanılmaz derecede iyi yaptığından, ofis çalışanları ile arasının çok iyi olduğundan gayet emin. Yerli yersiz şeyler yapmak onun uzmanlık alanı; ikide bir insanları toplantı salonunda toplayıp sözüm ona kişisel gelişim sağlayacağına inandığı kendi icadı seminerler veriyor mesela. Ona sorarsanız her konuda uzman; siyah kuşak sahibi olduğunu söyleyen Dwight’ı (ona da şimdi geliyoruz) dövebileceğini söylüyor, iddiaya giriyor ve tüm ofisi toplayıp bir karete salonuna götürüyor örneğin. Ofis müdürlerinin verimlilik raporu sunacağı toplantıya, arka fona U2 eklenmiş, çalışanlarını çektiği bir video ile gidiyor. Daha neler neler... Tam bir gereksiz işler müdürü Michael.

Michael’ın bir numaralı yardımcısı ve destekçisi, varlığıyla insanı sorgulatan, enteresan ötesi kişilik Dwight Schrute (Rainn Wilson). Dwight, ofisin en kafa karakterleri olan satış sorumlusu Jim (John Krasinski) ve resepsiyonist Pam (Jenna Fischer)’in şakalarına maruz kalmaktan bıkmış durumda ama onları suçlayamıyoruz, adam kendisi şaka gibi zaten. Pam, ofisin depo bölümünde çalışan Roy ile nişanlı ama aralarında tutkulu bir aşk göremiyoruz. Jim, Pam’den fena halde hoşlanıyor ve Pam de içten içe onun kollarına atlamak istiyor, her halinden belli.

\
Ofisin geçici stajyer karakteri Ryan (B.J.Novak) da arkadaş olunacak tiplerden. O da Michael ve Dwight’ın acaip hareketlerine inanamayarak bakıyor. Üstelik Michael’ın ona ekstra bir düşkünlüğü var ve akla zarar şeyler yapıyor, yaptırıyor. Bu yetmezmiş gibi ofisin Hintli karakteri Kelly ile uğraşıyor; zira kız, Ryan ile aşk yaşadıklarına kendini inandırmış durumda ve Ryan kimi zaman pes etme raddesine gelip Kelly’nin kolunda sürükleniyor.

İriyarı ve dalgacı Kevin, hassas ruhlu hispanik kişilik Oscar, ofisin en yaşlısı country insanı Creed, alkolik Meredith, sevecen Phyllis, siyahi aile babası Stanley, boşanmış insan kaynakları uzmanı Toby, ciddiyeti ve şakaya olan tahammülsüzlüğüyle insanı buz kestiren Angela, dizinin diğer önemli karakterleri.

İlk sezonu İngiliz televizyonlarında olduğu gibi sadece 6 bölüm olan dizi, 2. sezonda 28 bölüme fırlayarak içimize su serpti. Nedir o öyle, 6 bölüm dişimizin kovuğuna gitmez. 3. sezon da gayet başarılı bir şekilde ilerliyor ve genel hatlarıyla özetlediğim konu elbet dallandı budaklandı, kimi gelişmeler ve değişiklikler oldu. Ama henüz izlememiş ya da sonlara gelmemiş olanlar için ipucu vermek istemedim.

Dizinin sitesinden de eğlenceli ayrıntılar yakalamak mümkün. Örneğin Dunder Mifflin şirket bilgileri, Dwight ile maceralar, Dwight’ın blogu gibi.


Spacer
  • shane
  • 3 yorum var
  • 09 Kasım 2006 17:33

« önceki yazı
lost 3x06: I do

Yorumlar

açıkçası, the office'e bundan önce şans vermediğim için kızdım kendime. emprovize şovlardan pek haz almayan biri olarak, "kameraya konuşma" durumundan dolayı diziden direk soğumuştum. ama dün oturdum ve iki günde 12 bölüm izledim. zaten çerez gibi gidiyor kısacık.

müthiş gözlemler, çok başarılı karakterler, steve carell'ın inanılmaz oyunculuğu (hemen hemen herkes iyi oynuyor haklarını yemeyelim)

ayrıca dizinin yarattığı rahatsız ortam o kadar başarılı ki, ben bile geriliyorum uygunsuz hareket ve esprileden.

yalnız yazılan yorumlar tanıtımlar vs., diziyi tam olarak anlamak için yeterli değil bence çünkü çok farklı bir tarzı var. izlemeniz gereken dizilerden biri, mutlaka şans tanıyın.

22dakika|blog|azizk| peki ya sosyomat profilim?

eklemeyi unutmuşum, intro müziği bir şahane.

22dakika|blog|azizk| peki ya sosyomat profilim?

the office e sözler yetmez, onu takip etmek bir ayrıcalık

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)